BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI – Raporlar Arası Çelişki – Uzman Görüşü
İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi tarafından verilen 23.03.2022 tarih, 2019/706 Esas ve 2022/548 Sayılı Kararında özetle;
Davacı vekili, müvekkilinin İzmir … yetkili bayiisi olan davalı şirketten, 02/03/2015 tarihinde 2 adet PNVAN araç aldığını, kamyonet tipi bu araçları yük taşıma amacı ile ve tüketici kredisi aldığını, ancak araçların satın alınmalarından kısa süre sonra arızalandığını ve bu arızanın yetkili servis tarafından çözümlenemediğinden tekrarlandığını belirterek, gizli ayıplı ve üretim hatası bulunan iki araç için satış bedeli olan 47.978,60 TLx2 ve satın alınması ile araçlar için yapılan masraf 6.702,06TL olmak üzere toplam 102.659,26 TLnin davalılardan ödeme tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile müştereken tahsili istemine ilişkindir.
Mahkemece, dava konusu araçların tüketici kredisi alınması nedeni ile, tüketici mahkemesinin görevli olması nedeni ile, görevsizlik kararı verilmiş, gönderilen tüketici mahkemesi tarafından, kamyonet cinsindeki araçların yük taşıma işinde kullanıldığı hususununu dava dilekçesinde belirtildiğinden, görevsizlik kararı verilerek, mercii tayini için gönderilmiştir. Yargıtay 20 H.D. tarafından Asliye ticaret mahkemesinin yargı yeri olarak belirlenmesine karar verilmiştir.
Yerel mahkeme tarafından, mercii tayini ile dönen dosya makina ve hukuk bilirkişileri incelemesine gönderilerek, dava konusu araçlarda gizli ayıp veya üretim hatası bulunmadığı ve araçtaki sorunların kullanım hatasından kaynaklandığı tespit edilerek, bildirilmiştir.
Davacı tarafından 10/08/2017 tarihinde, dava konusu araçların satıldığı bildirilerek, maddi ve manevi tazminat talebi olarak davanın ıslah edilerek, 62.659,26TL. Maddi ve 40.000 TL manevi tazminat talebi ile davaya devam ile, harç ikmal edilmiştir.
Mahkemece, bütün dosya kapsamı ve alınan bilirkişi raporlarına göre; davacının … AŞ’nin İzmirdeki … yetkili bayii olan … AŞ’den dava konusu 2 adet aracı satın aldığı ve kullanımı esnasında araçların marşının basmaması sebebiyle arıza yaptığı, arızanın giderilmesi için servis onarımlarının yapıldığı ancak yapılan servis onarımlarına rağmen marş arızası sorununun devam ettiğinden bahisle araç bedellerinin ve araçlar için yapılan masrafın davalılardan tahsilinin talep edildiği, toplanan deliller ve alınan bilirkişi raporuna göre, araçlarda teknik kusurun bulunmadığı, kusurun kullanımdan kaynaklandığı, marşın basmamasının teknik olarak açıklanmasının bilirkişiler tarafından yapıldığı ve aracı koruma önlemi olarak yapıldığının belirtildiği, araçların vitesdeyken çalışmasının engellenmesi için koruma önleminin alındığını teknik açıklama kapsamına göre araçlarda herhangi bir kusurun bulunmadığı ve iadesinin ve bedelinin tahsilinin gerekmediği anlaşıldığından davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkeme kararına karşı davacı vekili istinaf kanun yoluna başvurarak, davanın ıslah edilerek, maddi ve manevi tazminat taleplerine dönüştürülmesine rağmen ıslah taleplerinin dikkate alınmadığını, yargılama sırasında alının bilirkişi raporlarının hatalı olduğunu, araçların satın alınmasından kısa süre sonra arızalanmaya başlamasına,23/04/2015 tarihinde itibaren her bir aracın 5-8 kez servise gönderilmesinin gözden kaçırılarak, iş emirlerinin değerlendirilmediğini, bilirkişi raporlarındaki çelişkinin giderilmediğini, yerel mahkeme karanının kaldırılması gerektiğini ileri sürmüştür.
Dava, satıma konu araçlarda ayıp bulunması ve araçların satışı nedeni ile, maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK’nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır.
Yargılama sırasında, davacı tarafın makine bilirkişisinden uzman görüşü aldığı, bu görüşe göre, araçta gizli ve üretim hatası bulunduğu, araçların çalışmıyor şikayeti ile gelmesi, sigorta ve rölesinin tekraren değiştirildiğini, arızanın giderilemediği, kullanım hatası olmadığı bildirilmiş, talimat ile makine bilirkişisinden alınan kök ve ek raporda ise, araçtaki arızaların kullanım hatasından kaynaklandığı, gizli ayıp veya üretim hatası bulunmadığı bildirilmiştir.
Görüldüğü üzere, uzman görüşü ile bilirkişi raporları arasında çelişki bulunmakta olup, bu çelişki, davacı tarafın bilirkişi raporuna itirazının reddine karar verilerek, giderilmemiştir.
HMK’nın 266. maddesi uyarınca mahkeme, çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hallerde, taraflardan birinin talebi üzerine yahut kendiliğinden, dosyada bilirkişi incelemesi yapılmasına ve inceleme konusu hakkında bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verebilir.
Yargılama sürecinde dosyaya sunulan uzman görüşü ile dosyada mübrez bilirkişi raporu farklı ve zıt görüşler içerebilir ve hatta tamamen birbiriyle çelişir görüşleri içeriyor olabilir. Bu durumda, Yargıtay 15. Hukuk Dairesi, 10.11.2016 tarih, 2015/5127 E. ve 2016/4635 K. sayılı kararında, bilirkişi raporu ile taraflardan biri tarafından dosyaya sunulan uzman görüşü arasında çelişkiler bulunması halinde, çelişkilerin giderilmesi amacıyla dosyanın “yeni bir bilirkişi heyetine” tevdii edilmesi gerektiğine hükmetmiş ve bunun gerekçesi olarak, uzman görüşü sunan tarafın adil yargılanma hakkının ihlali oluşabileceğine vurgu yapmıştır:
O halde, dava ile hüküm ve gerekçe arasındaki çelişki bulunduğu, davacının tazminat talepleri hakkında uzman görüşü ile bilirkişi raporları arasındaki çelişkinin giderilmediği hususları nazara alındığında, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına denildiği,
Sonuç olarak; Davacı tarafın makine bilirkişisinden aldığı uzman görüşüne göre, araçta gizli ve üretim hatası bulunduğu, ancak, mahkemece istenen bilirkişi raporunda, araçtaki arızaların kullanım hatasından kaynaklandığı, gizli ayıp veya üretim hatası olmadığının belirtildiği, bu durumda, uzman görüşü ile bilirkişi raporları arasında çelişki oluştuğu, davacı tarafın çelişkinin giderilmesi gerektiğini talep ederek yeni bir bilirkişi incelemesi talebinde bulunduğu, ancak mahkemece davacı tarafın bilirkişi raporuna itirazı reddedilerek, bu uyumsuzluk giderilmeden karar verilmesi eksik inceleme gerekçesiyle bozma kararı verildiği görülmüştür.
